Yazardan Ne Dediler Konular Konuk Defteri İrtibat Ana Sayfa
 

MOSKOVA' YA KAÇIYOR

  

 

   

Nazım Hikmet artık hayal ettiği ülke için yanıp tutuşmaktadır. 1921 yılının Eylül Ayı ayında yani 19 yaşında iken, İstanbul'dan Batum' a Rus Mültecisi götürmekte olan bir gemi ile gizlice Batum' a, oradan da önce Tiflis' e daha sonra Moskova'ya gidiyor. 19 yaşında bir gencin yabancı bir ülkeye kaçma kararını verebilmesi aslında çok zor bir iştir. Demek ki Nazım Hikmet' in beyni 19 yaşında yıkanmış ve bırakın mensup olduğu milleti ve ülkeyi, aile efradını terkedebilecek kadar Türk düşmanı hale getirilmiştir.

Fakat Nazım Hikmet Moskova'da bir gariplik, yabancılık hissetmemiştir. Çünkü orada onu bekleyen Türk Komunistleri vardı. Şevket Süreyya (Aydemir), Ahmet Cevat (Emre), İsmail Hakkı (Kayserili) bunlar arasında idi. Nazım Hikmet Moskova'ya vardıktan kısa bir süre sonra Bolşevikler tarafından devletleştirilen bir otele yerleştirilmiş ve adı KUTV olan Doğu Milletleri Kızıl Üniversitesi'ne kaydedilmiştir.

KTUV Üniversitesini sık sık ziyaret eden ihtilalci şair MAYAKOSKİ' yi dinleyen Nazım artık ölçülü ve kafiyeli şiir yazmak şöyle dursun, şiirin mevzuunu ve manasını kaplayan her çeşit güzelliğe paydos diyerek, ihtilal şiirleri, ihtilalcilere methiye şiirleri ve ihtilalin sözde sebebi olan AÇLIK ve SEFALET şiirleri yazmaya başlamıştır. AÇLARIN GÖZBEBEKLERİ başlıklı şiirini işte burada, KIZIL ÜNİVERSİTE talebesi iken  yazmıştı. Ve diyordu ki;

Nazım' a okuduğu üniversitede herşeyden önce her komunistin aynı zamanda enternasyonalist olması lazım geldiği telkin edilmişti. Enternasyonalist olabilmek için ise din ve milliyet duygularına karşı gelmek öğütlenmişti. İşte bu duygularla hareket eden Nazım Hikmet aynı yıllar içinde Almanya'da başlayan İktisadi krizi dile getiren şiirinin bir bölümünde şunları söylemekte idi:

Ey meşin ceketli komunist
Koltuğundaki cüzdanı
Sırtına asker çantası yap
Sakla yarısını yediğin ekmeğin
Berlin amelesine
Değil bir kaç
Değil beş on
Otuz milyon
Aç bizim
Onlar bizim
Biz onların
Dalgalar denizin
Deniz dalgaların
Değil bir kaç
Değil beş on
Otuz milyon - Otuz milyon
Açlar dizilmiş açlar
Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız
Sıska, cılız....
 
 
Kızıl ihtilalin kurucusu, ihtilalin Lenin'den sonraki lideri Troçki' nin nutukları da Nazım Hikmeti etkilemiş olmalı ki, yazdığı bir şiirde de
     Senin 1 Mayıslarını gördük
     Ugultularla duyduk
     Kocaman bir çan gibiydi
     Haykıran Troçki'yi.... demiştir.  Nazım Hikmet "Peygamberim" dediği Lenin' in ölümü dolayısıyla da oludkça uzun ve değişik başlıklarla şiirler yazmıştı. "Ustamızın Ölümü" başlıklı şiiri şu mısralarla bitmektedir.
    
     Bir haberim var size
     Telgraf direklerinin demir saçlarını titreten bir haber
     Fakat en büyük tehlike
     Kıramaz birbirine kenetlenen kolların zincirini
     Kenetlenin
     Öldü Lenin !...
 

"Nazım Hikmet adli bir hataya kurban gitmiştir" veya "Nazım bir vatan haini değil, vatan şairidir" diyenlere bir sual sorsanız ve deseniz ki: "Nazım Hikmet Lenin için yazdıklarının onda birini bir Türk Büyüğü için yazmış mıdır? yazabilmiş midir? "

Elbette ki "evet" diyemeyeceklerdir. Kaldı ki; Nazım Hikmet bütün ömrü boyunca bu vatanı Moskofa  satmak, bu yurdu kızıl kıyamete sokmak için çalışmış, şiirleri, piyesleri ve çeşitli eserleriyle Türk Milletinin en küçüğünden en büyüğüne kadar küfretmiştir.  Hatta Moskova'ya 19 yaşında kaçtıktan iki yıl sonra, Moskova sefirimizin kendisini çağırıp: "Türkiye' ye bir an önce dönmelisin. Memleketin senden vazife bekliyor. Öğretmen olarak Türk çocuklarına hizmet edeceksin, senden bunu bekliyoruz" dediği zaman Nazım Hikmet' in  sefire verdiği cevap aynen şöyle olmuştur :

- Rusya'yı sevdim. Dönmeyi düşünmüyorum. Hem Türkiye'de 30 sümüklü çocuğu okutmayı hiç aklımdan geçirmiyorum.

Dünyanın hiçbir yerinde yıllarca milletine ve toprağına küfretmiş insanların öldükten sonra bir vatan kahramanı gibi anılmasına rastlanmış değildir. Gariptir, Türkiye'mizde bir kısım zevatın ve basının bir haini bir kahraman mertebesinde göstermesine şahit oluyoruz. Çok acı. Fakat maalesef gerçek. Onun Lenin hayranlığını iyice pekiştiren ve dolayısıyla zehirlenmiş bir komunist olduğunu çok açık ortaya koyan "GORKİ' DE Kİ BEYAZ SÜTUNLU EV" başlıklı oldukça uzun şiirinden de bazı mısraları birlikte okuyalım. Gorki, Moskova civarında bir sayfiye yeridir Lenin' in evi de oradadır. Nazım hem bu evi tasvir ediyor, hem de bu evde ölen Lenin'e gözyaşı döküyor:

 
Unutmadık Gorki' deki
Beyaz sütunlu evi
.......
Kimdi, geniş ve karlı merdivenlerden
Kocaman bir beşik gibi
Kucakta indirilen
Kimdi dinlendirilen
Tekerlekli koltukta inmeli vücudunu ?
Kim bu vücudunun yarısı tutmayan adam
Kim bu inmeli ihtiyar ?
Ah o çocuk tabutunda yatan dev
Ah o beyaz sütunlu ev
.......
Ve son yüzyılın son sözünü söyleyen adam
Konuşuyor işte
Büyük usta
Ağır hasta
Yürüyemiyor, konuşamıyor
Gözlerinde gülen zekasıyla bekliyor ölümü
Ölecek
Bunu O da biliyordu
Bunu biz de biliyorduk
Biliyorduk, fakat
Bilmemezlikten geliyorduk
Ah o Gorki' deki beyaz sütunlu ev
Ah o Gorki ormanlarının karlı çamları
Karlı çamlarda sönen kış akşamları
........
Esiyor güneşli bir bahar fırtınası
Yürüyor Lenin'in yolunda
Yürüyor Lenin' in partisi
 

Görüldüğü gibi, Moskova' da Türk sefirinin Nazım Hikmet' e Türkiye'ye dönmesini teklif ettiği zaman: "Otuz sümüklü çocuğa ders vermek aklımdan bile geçmiyor" diyen Nazım Hikmet Lenin için mersiyeler yazıyordu. Bunu Ahmet Emin Yalman bilmiyor muydu? Bunu Nadir Nadi bilmiyor muydu? Bunu Sıddık Sami bilmiyor muydu? Ve bunu Edebiyat Fakültemizin "Nazım suçsuzdur, masumdur" diyen tam 18 öğretim görevlisi bilmiyor muydu?

Nasıl bilmiyorlardı? Hadi diyelim ki, Nazım'ın Moskova'daki hayatını okumamışlar duymamışlardı. Fakat Türkiye'de bir değil, iki değil tam üç defa adalet huzurunda Orduyu isyana teşvik, hükümeti devirmek ve bir komunist ihtilali hazırlamak suretiyle memleketi Moskova'ya satmak istediğini de mi bilmiyorlardı? Aslında NAZIM HİKMET' in ALLAHSIZ, AHLAKSIZ, KIZIL BİR VATAN ŞAİRİ olduğunu, şimdiye kadar neşrettiğimiz şiirleri ispat etmeye yeter de artar bile.. Bolşevik ihtilalini iyi tetkik edenler bilirler ki, 1917 ihtilalini önce desteklemiş, bir ara Lenin' le araları açılmış olan MAKSİM GORKİ, Lenin' i hafife alan bir beyanda bulunmuş, Nazım Hikmet Moskova'da yazdığı bir şiirde de GORKİ' ye şöyle cevap veriyordu. Lenin'i anlamak demek, inkılabı Lenin gibi anlamak demektir.

O'nu sen anlamadın
Anlamadın
Anlamadın
Sen inkılabı anlamadın
Bırak
Maksim Gorki bırak
Onu anlıyarak
Sevenler anlatsın
Bırak

<<<

 

>>>